A Ghost Story (2017) dir. David Lowery
Fotoğraf çekilmeyi sevmediğini söylüyordun hep, sen benimle bir anın olmasından korkuyormuşsun aslında.
Bak, bu yavaş adımlar. Bu uzayan zaman. Sayısız korku ve yalnız bırakılmış keder. Her şey olması gerektiği gibi. Kaybolan yollara bakışlarımı bırakıyorum. Dünyada kendinden bihaber bir denge. Denizin taşıdığı mavi bir hüzün var. Herkes olması gereken yerde. Gün dediğin şey geceden atıyor adımlarını. Çünkü sen gibi korkuyor yok olup gitmekten. Zamanı durduramamak bundan. Kederli bir kabulleniş yüzümüze vuran rüzgar.
Ben bu maviden, beyaz çiçeklerden, dingin seslerden, bahar dallarından, geceden, yere düşüp kalkmalardan, hiçliğe ayak uydurmalardan, senden. Ve ben bu tenlerimizi aleve atan tutkudan, dudağının neminden, kalp atış sesinden. Neden. Tüm bu sonsuzluğun ve hüzün doluluğun içinde. Kırılmış kalbim ve iyileşmeyen yaramla.
Vazgeçemiyorum.
Neden.
- neden geldin?
+ biliyorsun.
- ne diyeyim ben şimdi sana?
+ hiçbir şey deme bir tek kalmama izin ver yeter bak söz veriyorum bu sefer hiçbir şeye karışmayacağım.
- kaç defe denedik biliyorsun. nasıl inanayım sana?
+ söz veriyorum eğer durmazsam kovarsın.
- ya bela çıkarırsan?
+ çıkarmam.
- ya çıkarırsan?
+ çıkarmam ya, baktım olmuyor bir kenarda kafama sıkarım.
- manyak manyak konuşma.
+ eğer sıkmazsam siksinler benim de bir gururum var be.
- gördük. son defasında bütün konya’yı ayağa kaldırıp gittin.
+ sen de aşağılama bizi o ne zamandı.
- ben dönmenden yanayım artık iki çocuk babasısın.
+ bunu yapma bana.
- sen de yapma. benim için hava hoş, iyi bile olur ama insaniyetli olmaz. sana da yazık ailene de.
+ sen de anla artık başka yolu yok bunun yazıkmış kılmış tüymüş hepsi hesap edildi bunların ya. her şeye hazırım diyorum sana. de ki iyilik ediyorsun, de ki sevap işliyorsun. herkesin inandığı bir şey vardır bu amına kodumun hayatında benimki de sensin n’apim?
geçen gece çocuk hastaydı. ilacı bitmiş, almak için dışarı çıktım. sağa sola saldırıp nöbetçi eczane arıyoruz. birden durup dururken içim cız etti, bir baktım yine aynı karın ağrısı, öyle özlemişim ki seni. dönerken bir meyhana gördüm, bir tek içeri girdiğimi hatırlıyorum bir de rakıya yumulduğumu. arkasından en az 4 cigaralık. sonra gözümü bir açtım karşıdan karlı dağlar geçiyor, bir daha açtım başımda bir çocuk, kalk abi diyor kars’a geldik. otobüsten indim yürümeye başladım, dedim allahım neredeyim ben? burası neresi? sonra güç bela burayı buldum. kapının önünde durup düşündüm. dedim bekir, bu kapı ahiret kapısı, burası sırat köprüsü. bu sefer de geçersen bir daha geri dönemezsin. iyi düşün dedim, düşündüm. düşündüm. ama olmadı, dönemedim. sonra bak oğlum dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin, isyan etmenin faydası yok kaderin böyle. yol belli ey başını usul usul yürü şimdi.